titreme.
zangır zangır titreme.
sanki dünyada hayatta kalmayı başarmış son hamam böceğini de az evvel topuğumla çatırdatmış, sonra derin bir nefes almışım kadar yalnızlık.
gövdeme metrik sekizlik bir civatayla tutturulan başım, aynı başın içinden tüm vücuduma yayılan çaresizlik ve göz kapaklarımı açılmaları için tahrik eden "buradasın" diktesi.
şerefelerden sonra "nedir sıkıntı?" diyen iki göze, 102 yaşındaki bir insana sıfırdan interneti anlatmaya çalışmak kadar beyhude birkaç cevap.
titreme.
yalnızlık. çaresizlik. çaresizliğin doğurduğu yalnızlık, yalnızlığın besleyip büyüttüğü çaresizlik.
tanrı'ya dair içimde bir yerlerde kalan son birkaç çırpıntı, yatağa girmeden önce harlanan kendisi kadar derin kozmik muhabbetler ardından, her gece ama her gece yine de dua etmek.
ben 12 yaşımdan beri duyduğum her ambulans sesinde, bir gün içinde sevdiğim biri varken aynı sesi duyarsam diye "şifa versin" dedim, şimdi neden bu hal?
biraz daha titreme.