gittiler

7 Aralık 2016 Çarşamba

Kesi

"Maalesef, bu operasyonun sonunda bacağınızı kaybetmiş olarak uyanabilirsiniz."


Benden bir bacağımı çıkarırsanız, geriye ne kalır?


Doktorun cümlesini duyduğum ilk anda kafamın içinde bu soru yankılandı. Daha önce hiç böyle bir soruyla karşılaşmamıştım ve bu soruların filmlerdeki gibi kestirilemez cevaplar doğuracağını henüz anlıyordum.

Göz hizama uzatılan belgeyi imzaladığım takdirde; gerçekleşebilecek bütün olasılıkları kabul etmiş olacaktım. Mesela ilk kesiyi yapıp, ekartörle kesi bölgesini yavaş yavaş esneyen ama asla yırtılmayan bir kumaş gibi genişleterek hasarlı bölgeye ulaştıklarında, sıkıntının tahmin ettiklerinden büyük olduğunu dokuları görünür kılması için kanıma enjekte ettikleri onca radyoaktif sıvıya ve son teknoloji makinelere rağmen gözlemleyememiş olmaları ihtimaliyle karşılaşabilirdim. Çünkü böyle şeyler olabilirdi. Kader bütün cilvelerini benim üzerimde kullanmak üzere özel olarak paketlemiş ve modern tıbbın tüm imkanları beni ilgilendiren gerçeğin saptanmasını kıl payı sıyırmış olabilirdi.

Aslında henüz bir leblebi boyutunda dahi değilken vücudumda yer etmiş -adına tümör dedikleri- uçkursuz hücreler topluluğu, bacağım dışında daha birçok yere yerleşmişti mesela. Bunu; ameliyata hazırlık için verdikleri ilaçlara, bozulmuş karaciğerimin salgıladığı uygunsuz enzimler sayesinde anlayacaklardı belki de. O meşhur alet, derimin derinliklerini görünür kılıyor ve bum! Çürümüş, yanıktan hallice, etrafına göre bir maruzatı olduğu aşikar, kırmızı, iki buçuk yumruk büyüklüğünde bir et parçası.

İnsan hatasını da düşünüyordum -gayriihtiyari. Bozunmuş doku olduğu yerde öylece yatarak bitmemi bekliyorken, onu yerinden etmek isteyen doktorun anlık bir el titremesiyle bistürinin uyluk atardamarımı dürtmesi; zaten artık pıhtılaşamayan kanımı Keban Barajı'nın aniden açılmış kapaklarından boşalan suyun debisiyle dışarı boca ediyor. Olabilir.

Aslında biraz kafamın içinde yaptıklarından bahsetmem gerekiyor. (Yazar bu kısımda "moral" kelimesini kullanmayacağına yemin ediyor). Bununla elimden geldiğince yaşamam gerektiğini ilk öğrendiğimde bahsi geçen bölgeyi bir hafta boyunca inceledim. Diğer bacağımla boyut ya da renk açısından bir farkı olup olmadığını sanıyorum yetmiş kez kontrol etmişimdir. Bir fark bulamadım. Ağladığım bir gece, bacağımı yumrukladığımı hatırlıyorum. Parmaklarınızı son hızla kapanan bir araba kapısına sıkıştırdığınızda hissedeceğiniz acı, o yumruğun ardından hissettiğimin yanından bile geçemez. Kanser ağrısı, bu dünyanın dışında bir şey.

Doktorun tüm gerçeği, sanki bu sene ramazan ayında fiyatları ikiye katlanan hurma haberini aktaran spikerin soğukkanlılığıyla yüzüme söylediği ilk an, bittabi geçmişte yediğim bokları düşündüm. Etrafınızdan biri kötü bir şey yaşadığında, sebebi belli tutum ve davranışlarsa, sizde de gördüğünüz ortak halleri hayatınızdan çıkarmanız ışık hızıyla gerçekleşir. Alkol ve sigara alışkanlığım, değme eski topraklara şapka çıkartacak seviyedeyken, inanın, ikisini de bırakmam milisaniyeler sürdü. Bu çok namüsait bir mahiyette tezahür eden ahval ve şerait, odama sadece birkaç gün içinde Yeşilay flaması astırdı. Olabilir. İnsan değişiyor.

Hayattayken, hayatın hayatlığından mı bilmiyorum, az evvel sözünü ettiğim boklar sonu ne olursa olsun yenmeye devam ediyor. Bu sanırım kafanıza yıldırım düşmesi gibi bir şey. Yıldırımın düştüğü yeri göz açıp kapayıncaya dek kül ettiğini bilip, onun bir gün sizin başınıza düşmeyeceğinden adınız ve soyadınızdan daha emin şekilde sigaradan son nefesi çekip, yeni bir bira açmak mesela. Bu seyircisiz tükeniş ayini, sanki hiç tükenilmeyecekmişçesine tam gaz devam ederken o yıldırım tam kafanızın üstüne düşüyor ve kül oluveriyorsunuz. İnsan, ne kadar dipte olursa olsun hayatı kontrolü dışında elinden alınmaya yaklaştığı anda, ona nasıl sarılıveriyor, asla tahmin edemezdim. Olabilir. İnsan her gün yeni bir şey öğreniyor.

Ameliyat masasında kalma ihtimalim için passaparola hakkımı kullanıyorum Metin Bey.

Sonuç olarak, imzayı attım.

Evet, T.C. Sağlık Bakanlığı Zart Hastanesi Onkoloji Bölümü Zurt Polikliniği Başhekimliği, bu ameliyat bitiminde, on beş-yirmi kilogram geldiğini tahmin ettiğim sağ bacağım bir tıbbi atık poşedinde bu hastaneyi terk edebilir.

Benden bir bacağımı çıkarırsanız, geriye yine ben kalırım. Yani, olabilir.